İncil'e göre İsa da aynı Firikyalı Attis, Hintli Buda ve Krişna, Yunanlı Dyonisos, Mısırlı Horus, Persli Mithra gibi bir bakireden doğuyor, haç üzerinde iki hırsız arasında öldürülüyor, üç gün ölü kaldıktan sonra 25 Aralık'ta tekrar diriliyor.
Binlerce yıl öncesinde güneş kültü tanrılarının üç gün ölü kaldıktan sonra tekrar diriliş günü olan 25 Aralık tarihi kutsal Noel günü olarak Hıristiyan dünyasında kutlanmakta.
Bu olgu da bire bir güneş kültü inançlarından alıntılanmıştı ve tarihi daha da eskilere dayanıyordu. Sümer yazıtlarında tanrıça İnanna'nın eşi Dumuzi de yaz gün dönümü sonunda ölüyor, kış gün dönümünün sonunda tekrar dirildiği anlatılır. Aslında bu tarihte ölen veya tekrar dirilen yoktu, o dönemki insanların tanrılarına uyarladıkları her yıl gerçekleşen bir doğa olayıydı. Şöyle ki, yaz gün dönümünden kış gün dönümüne kadar günler kısalır ve soğur, tabiat kış uykusuna yatar.
Kuzey yarım küreden bakıldığında güneş güneye doğru hareket eder ve gittikçe küçülerek silikleşir.
Günlerin kısalması ve kış gün döngüsünde hasat zamanının gelmesi eski uygarlıklarda ölümü simgeliyordu.
Bu zaman diliminde güneş 6 ay boyunca güneye doğru hareket eder, 22 Aralık'ta en düşük noktasına ulaşır. İşte burada ilginç bir doğa olayı gerçekleşir. Güneşin güneye doğru hareketi 3 gün boyunca durur, bu süreçte günler ne kısalır ne de uzar. Bu 3 günlük beklemeden sonra güneş haç biçimindeki güney takım yıldızlarının üzerinden tekrar yükselmeye başlar.
25 Aralık'ta gerçekleşen bu doğa olayından sonra güneş bu defa kuzeye doğru 1 derece hareket eder ve günler uzamaya ve ısınmaya başlar, doğa canlanır.
İşte bu doğa olayları olgularından dolayı güneş kültü inancında olan eski uygarlık insanları "güneş haç üzerinde öldü, 3 gün ölü kaldıktan sonra tekrar dirildi, kötülüğü ve karanlığı yendi" olgusuna inançsal olarak inanırlardı.
Bu eski inançsal olgulardan uyarlanan İncil anlatımında da İsa, diğer güneş tanrıları gibi aynı haçı, 3 günlük ölüm ve yeniden diriliş olgularını paylaşır. Oysa bu aslında güneşin kuzey yarım küreye doğru hareket yönünü değiştirmeden ve baharı getirmeden önceki hareketsizlik süreciydi sadece.
İncil'de anlatılan bu tür inançsal olgularda bizi daha çok ilgilendiren olay ise İsa'nın Lazar isimli bir ölüyü diriltme öyküsüdür.
Bu inançsal anlatım da bire bir Horus efsanesinden alıntılanmıştı.
Ne rastlantı ama, Horus'u doğuran kadının ismi de "Mery" (Isis) !!!
Eski Mısır efsane yazıtlarında Horus'un El-Azar-us isimli birisini ölüler arasında dirilttiği anlatılmaktadır. İncil'de El-Azar-us'dan Lazar'a dönüştürülen kişi kız kardeşleri Meryem ve Marthe'yle beraber Bethanie'de yaşarken hastalığa yakalanır ve ölür. Sonra İsa gelir Lazar'ı tekrar yaşama döndürür !!!
Bu öyküde İncil yazarlarının tarihi anlatı ve yer isimleri anlamları konusunda ne kadar çelişkili olduklarını görüyoruz. İsa zamanında ve öncesinde Orta Doğu'da hiç bir zaman Bethanie isimli bir köy ne de bir kent olmamıştır. İncil yazarları Eski Mısır inancında konusu edilen bu sözcüğün anlamını bilmeden hayali bir kent yaratmışlardı.
Efsanede güneş kültü tanrısı Horus Bethanu'ya vefat eden babasını görmek için yolculuk yaptığı anlatılır. İlginç olan ise Mari ve Mati isimli kız kardeşleri olan Horus'un ölen babasının ismi de Osiris'tir.
İşte burada İncil yazarları olan Bizanslılar her şeyi karman çorman ediyorlar.
Horus'un babası olan Osiris'in Mısırlıların dilinde Asar olan ismi Arapça ve İbranicede El-Asar-üs olarak geçiyor ve Yunancada Lazaros oluyor.
Horus Tanrı An tapınağında babasını diriltiyor fakat bu dirilme yeryüzü ile ilgili değil, öbür alem ile ilgili.
Yani dünyada ölmüş birini tekrar yaşama döndürme yok.
Mısırlılarda anlatılan bu öyküyü alıp İsa'ya uyarlıyorlar.
Tengri/Dingir An inanç olgularından iz bulundurmayan inanç çok azdır iddiam bir daha kanıtlanmış oldu böylece.
Teşekkürler Bizanslı İncil yazarları.
